Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz.
Daha derinleren indiğinizde
Sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz.
Siz gerçekte bu seviginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz.
-F.Netzsche
Güven duygusunun temelinde sağlıklı bağlar yatar. İlk bağ anne karnında kurulur, doğumdan sonra o bağ öncelikle bakım verenle olan ilişkimizle sonrasında diğer yetişkinlerle kurduğumuz temasla güçlenir ve zamanla kendimizle kurduğumuz bağa dönüşür. Ne yazık ki çoğumuz bir bebek, küçük bir çocuk olarak duyulmadığımız, görülmediğimiz ve dolayısıyla anlaşılmadığımız için kendimizle bağ kurma imkanı bulamadan yetişkin dünyasına geçiş yaparız. Bu nedenle içimizdeki çocuklar anlaşılmamış olmanın yarasını taşırlar. Çocukluktan itibaren başkalarının görmek istediği ya da görmeye tahammül edemediği olmanın güçlendirerek büyüttüğü içsel yargıçlarımız aracılığıyla hayatlarımızı kurban, kurtarıcı ya da yargılayıcı (suçlayıcı) üçgeni içinde sürdürmeye başlarız. Böylece gerçeği olduğu gibi değil,
bize öğretildiği gibi algılama eğilimi ile yaşamımızı sürdürürüz. Bu durum her şeyden önce kendimizle olan ilişkimize yansır. Kendini kusurlu, hatalı, yetersiz, değersiz, başarısız ve sevilemez olarak değerlendiren bireyler güven duygusundan yoksun olarak yaşamlarını sürdürürler. Kendine şefkatle yaklaşmayan, kendiyle bağ kuramayan birinin çevresiyle bağ kurması; doğal, açık ve samimi bir ilişki ağı oluşturması beklenmez. İçsel yargıçların esiri olanlar ancak -mış gibi yapar. Daha bir çocukken farkında olmadan girdiği psikolojik oyunun içinde canlandırması gereken rolü oynar. Oysa kendini gerçekleştirerek topluma katkısı olan kişiler çocukluk travmalarının esiri değil, eseri olanlardır.
Öz şefkatli farkındalık kişinin kendisini olmak istediği gibi değil, olduğu gibi görüp kendiyle kendiyle bağ kurma halidir. Başarılı olamadığı, yeterli hissetmediği ya da hatalı olduğunu düşündüğü durumlarda kendinin yargıcı değil, şefkatli dostu olabilme becerisidir. Gerçek dostlar gerçeği gizlemez, olanı olduğu haliyle ancak nezaketle söyler. Bu da gerçeği kabul etmeyi kolaylaştırır. Kabul, değişimin yakıtıdır.
Öz şefkat, anda kalarak içinde bulunduğumuz gerçekle ilgili nazik şekilde kendimize yönelme becerisidir. Bu beceri çocuklukta edinilmese bile yetişkinlikte edinilebilir. Mesele insan olduğunda hiçbir şey için geç değildir.Şefkat, bulaşıcıdır. Kendine şefkat göstermeyi öğrenen biri o şefkati tüm ilişkilerine
yansıtabilir.
Dr. Psikolojik Danışman Ezgi DENİZEL GÜVEN tarafından düzenlenen bu atölyede öz şefkatin temel bileşenleri üzerinde durulacak ve uygulamalarla öz şefkatin geliştirilmesine yönelik pratikler kazandırılacaktır.
PROGRAM İÇERİĞİ
ÖZ ŞEFKAT TEMELLİ FARKINDALIK PROGRAMI
- Benlik (ego) durumlarımızı tanımak
- Nasıl bu hale geldik? Bizi şekillendiren çocukluk kararlarımız.
- İçsel yargıçları keşfetmek
- Güven Duygusunun Önemi
- Ara
- Öz şefkati tanımak
- Bilinçli Farkındalık
- Öz nezaket
- Ortak İnsanlık Hali
- Ara
- Öz şefkati davet etmek
- Şefkatten öz şefkate yolculuk
- Öz şefkat molası
Eğitim programımız yaklaşık 6 saat sürmektedir. Öğle yemeği ile birlikte tam günlük bir eğitim programı olarak planlanabilir. Gruplar için özel olarak tasarlanmıştır.
